17 Kasım 2007 Cumartesi

Sen önce pilav yapmayı öğren

Son zamanlarda izlediğim en güzel ve en komik reklamlardan biri. Bu reklam çok hoş düşünülmüş. Kahramanımızın eşi yemek kursuna gitmektedir. Tabi bu kursa gerçekten ihtiyacı olduğu için gitmekte. Bulaşıklarda bizim kahramana kalmakta. Allah tan makinede yıkıyor. Benim gibi elde değil :)

Bütün hıncını makineden almakta. Makinenin ne kadar dayanıklı olduğu vurgulanıyor reklamda. Ama esprili bir dille.Elaman söyleniyor söyleniyor. Sonra eşi geliyor,yeni tarifler öğrenmiş. Yapacak birşey yok.Birşey belli etmiyor tabi. Reklamda en güzel replik te sen önce pilav yapmayı öğren.



16 Kasım 2007 Cuma

Dizi Dizi Dizler


Her kanalda hergün birkaç dizi dönüyor. kimi yeni başlamış,kimi rating savaşına yenik düşmüş.O kadar emek, para,reklam, seyredenlerin merakı heba olup gitmiş. Dizi yayından kaldırılmış.Benim asıl söylemek istediğim dizi içerikleri. Piyasada ki dizilerin tamamında kahramanlar alabildiğine zengin. normal evde oturan yok. Hepsi konak,köşk,malikane vs. gibi yerlerde yaşıyorlar. Tabi dizlerdeki ahlaksızların da bini bir para.

Nerde eski fakir ama gururlu diziler. Küçük İbo,küçük Onur,Süper Baba. Onlarda daha çok kendimizden birşeyler buluyorduk. Şimdikiler ise şatafatlı hayatları gözler önüne seriyor. Tabi bunların yıkıcı etkisi de hiz azımsanacak gibi değil. Örneğin bu dizileri seyreden gençlerin içinde bunlar gibi zengin olmak istekleri uyanacak. Belki anne babalarına düşman olacaklar siz niye zengin değilsiniz diye. Veyahut da kısa yoldan köşeyi dönme hayalleri. Sadece gençler mi etkilenecek. Tabi ki hayır. Yetişkinler de etkilenecek. Mesela erkek. Diziler deki bakımlı,mini etekli bayanları görüp bir süre sonra kendi hanımını beğenmemeye başlayacak. O tür kadınlara ilgi duyacak. Tabi aynı şey kadın içinde geçerli. Zengin gösterişli arabaları olan erkekleri görüp kendi kocasından beklentisi yükselecektir.

Aslında ne oldu da dizilerimiz sınıf atladı anlamıyorum. Ükle olarak çok mu zenginleştik. Kişi başına düşen milli gelir mi arttı. Olay nedir yani?

12 Kasım 2007 Pazartesi

Çok farklı bir Türk filmi‏


Filmin ilk yarısı olağanüstü güzel ve bir çırpıda izlenilir cinstendi. Film arasında ne olacak, nasıl bitecek bu film diye düşünüp durdum. Filmin ikinci yarısında ise konular pekişmeye bir o
kadar da cevapsız yeni sorular ortaya çıkmaya başladı. Filmin sonunda ise sorularımın cevaplarını alamadım. Neler oldu çözemedim.

Film benim için hala gizemini koruyor. Cevapları bulmam için filmi bir kez daha izlemem gerektiğini düşünüyordum ki filmin blog sitesine yazdığım yoruma cevap geldi. Ancak o zaman, bazı soruların cevaplarının filmde kasıtlı olarak verilmediğini ve filmin internette yürütülen sanal gerçeklik oyununun bir parçası olduğunu öğrendim. Bu açıdan filmi seyrederken tüm soruların cevaplarını filmde aramak yerine, sizleri filmin tartışıldığı forumlarda sanal gerçeklik oyununa katılmaya davet ediyorum.

Türkiye'de bu tarz şeylerin yapılıyor olması çok heyecan verici. Bu oyuna katılımı arttırmak için bu mesajı elinizden geldiğince yaymanızı rica ediyorum.

Diğer yandan sizlere 'spoiler' olmayacağını düşündüğüm filmden bazı notlar aktarayım:
Filmin kurgusu Pulp Fiction'ı anımsattı bana. Zaten filmi bir kez daha izleme gereği duymam da bu yüzden. Gelişen olayların zamanlarının farklı olması ve birbiri içine geçmiş olması ilk
izlemede çözebileceğim kadar kolay değil. Kurguya 10 üzerinden 10 veriyorum.

Filmin ambiyansına gelince, tek kelimeyle harikaydı. Resmen filme gömüldüm kaldım. Filmin üç dört yerinde tüylerim diken diken oldu. Hiçbir gerilim filminde başıma böyle bir olay gelmemişti. Korku değil, korkmadım ama gerçekten gerildim. Gizem ve gerilim çok özenle hazırlandığı belli olan müziklerle çok iyi sağlanmış. Müziklere 10 üzerinden 10 veriyorum.

Animasyonlar sade ve güzeldi. Özellikle 4 katmanda boyut özelliği katılması güzel olmuş. Aslının hipnoz olduğu sahnedeki anka kuşu kısmı hoştu. Kuşun gözbebeğinin kuşa dönüşmesi hoş bir ayrıntıydı. (Burası 'spoiler' olmamıştır inşAllah :)

Oktay Kaynarca'nın ince ruhlu duygusal ve bir o kadar da ürkütücü bir rolü böyle güzel oynayabileceği hiç aklıma gelmezdi. Bence bu film ile, Kurtlar Vadisi'ndeki Çakır rolünün dışında da rollerinhakkını vereceğini kanıtlamış oldu. (Diğer oyuncularda bazı sıkıntılar vardı ama olsun.)

Sıfır Dediğimde şimdiye kadar hiç rastlamadığım farklı bir Türk filmi.
Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

C.T.

Kabadayı Film Fragmanı

Aralıkta vizyona girecek Kabadayı filminin fragmanını aşağıdan izleyebilirisiniz.Filmin başrollerinde Şener Şene ve Kenan İmirzalıoğlu oynuyor.Filmin yapımcısı ise Gönül Yarası ve Eşkiya filmlerinin yapımcısı.

11 Kasım 2007 Pazar

Bir Akbank Reklamı (İhtiyacım var mı?)

Akbank ın son reklam filmi. Müslüm babalı ihtiyacım var reklamı. Tamam ürünü (kredi) satacaksın ama insanları da tüketime teşvik etmeye gerek yok. Sonra kredi kartı mağdurları,intiharlar felan filan. Neymiş Lcd tv ye ihtiyacı varmış. Normal 51 ekran tv nene yetmiyor. Veya home theater sisteme. Bak bak bak. Eskiden bunlar mı var dı. Çok mu lazım. ama şarkı güzel Allah için. Reklamı eleştir hakkını yeme.



Yerli Earl

Stv de bir dizi başladı bir süredir. Hakkını helal et diye. Dizide geçmişi yanlışlarla dolu bir kimsenin tövbe edip yanlışlarını düzeltmek için yaptığı yanlışları telafi etmek uğraşısı anlatılıyor. Kötülük yaptığı veya hakkına girdiği bir kişiden helallik alması ana tema.
Cnbce tutkunlarına bu konu tanıdık gelebilir. Çünkü my name is Earl (Adım Earl) adlı dizideki kahramanın uzun bir listesi var. Listede kötülük yaptığı kişiler var. Ve karma felsefesine göre yaptığı kötülükleri telafi etmek için onlara bir iyilik yapıyor ve bir nevi hellallik alıyor.
Dizilerin konusu gibi kahramanları da benzer. :) Aşağıdaki resimlere bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız.Dizinin yapımcıları bu konudan esinlenmişler galiba.


İş Bankası 10 Kasım Reklamı

İş Bankası'nın 10 Kasım Atatürk reklam filmi. Gerçekten çok başarılı. Haluk Bilginer usta oyuncu nede olsa. Bence Rutkay Aziz den daha iyi oynamış Atatürk'ü.